fbpx

Yemek Yemeyi Reddeden Çocuklar

Beslenme, tüm canlı türlerinde hayatın devamını sağlamaya yönelik doğal bir ihtiyaçtır. Dünyaya yeni gelmiş bir canlı, doğumunu takip eden birkaç saat içinde fizyolojik olarak beslenmek ister. Dolayısıyla bebek doğar doğmaz anne ile arasında oluşan görünmez bağın en büyük temelini beslenme ilişkisi yani anne memesi ile atar. Bu noktada bebeğin sadece fizyolojik değil ruhsal gereksinimi de karşılanmış olur. İlerleyen dönemlerde bu süreci emzik, biberon (bazı bebeklerde) ve katı gıdaya geçiş süreci takip eder ve tüm bu birbirini takip eden süreçlerde bebeğin besinle ilişkisinin nasıl sağlandığı, onun yaşamının bundan sonraki döneminde yemekle olan ilişkisini belirler. Peki sonrasında ne oluyor da bazı çocuklar yemek yemeyi reddediyor ?

Elbette insan ruhsallığı tek ve biriciktir. Dolayısıyla herkes için genel geçer bir yorum yapmak doğru değil fakat bugün bildiğimiz temel düzlemde öncelikle bazı noktalar var ki işe bunlarla başlamak ve bu noktalarda farkındalık kazandırmak anne babalar için oldukça önemlidir.

Beslenme konusu her anne- baba için ( özellikle anneler için) önem taşıyan konuların başında gelir. Çocuklar ise ebeveynlerini keşfetme konusunda sanılandan çok daha başarılıdırlar. Yemek yemeyi kimi zaman aileyi cezalandırmak, kimi zaman isteklerinin yapılması için koz olarak kullanırlar.

Bu noktada aile tutumunun öneminden bahsetmeden geçmemek gerekir. Baskıcı- otoriter tutumdaki anne- babalar, yemeyen çocuğun üzerinde daha çok baskı kurdukça, yemesi konusunda ısrarda bulundukça istenmeyen davranış bir kısır döngüye girer. Çocuk hissettiği baskı karşısında ağzını daha da kilitli hale getirebilir.

Otoriter anne- baba tutumu karşısında kişisel alanına çok fazla müdahale edildiğini düşünen çocuk kendisine bir alan açmaya çabalar. Kendisini bazı konularda buna yeterli görmese de yemek konusuna karşı çıkarak, bedenine istemediği bir şeyin girmesine engelleyerek, alanına nüfuz edilmesini önlemeye çalışır.

Yemeği redden çocukların anneleri anneliklerini sorgular ve başarısız olmalarından dolayı narsistik bir zedelenme içine girerler. Anneliklerinin yetersiz ve değersiz gibi algılanacağı gerginliğini yoğun olarak yaşarlar. Bu durum hem anne çocuk ilişkisinin daha da zedelenmesine hem de problemin büyümesine yol açar. O nedenle annenin kaygısının yok edilmesi bu sürecin en önemli parçalarından biridir.

Anne Babalara Öneriler :

  • Yemek yemenin doğal bir aktivite olduğunu hissettirmeliyiz.

Tabakla çocuğun peşinde dolaşmak veya “bunu yersen şunu yaparım” gibi hareket ve söylemler bizi varmak istediğimiz noktaya sağlıklı bir rota üzerinden ulaştırmazlar.

 

  • Model olmalıyız.

Aile sofralarında çocuk, aile bireylerinin neler yediğine dikkat eder. “ben yiyemiyorum ama o yesin istiyorum” çok iyi niyetli ama gerçekçi olmayan bir arzudur. Unutmayalım ki çocuklar duyduklarından çok gördüklerini içselleştirirler.

  • Katı tutumlardan kaçınmalıyız.

Sofrada alternatifler olabilir. Protein alması gereken bir çocuk kırmızı et yemiyorsa kuru bakliyat, yumurta vb protein kaynaklarıyla desteklenebilir.

  • “Tadına Bakma” Kuralı

Bazı yemeklerin reddi ön yargılı bir bakış açısına dayanır olabilir. Çocuk, öğündeki yemeği yemek istemiyorsa ondan sadece tadına bakması istenebilir. İlerleyen günlerde yemeğe karşı ön yargısının hafiflemesi söz konusu olabilecektir.

  • Televizyon, tablet ve telefonla yemek yemeğe hayır!

Son zamanlarda yemek yeme konusunda zorlanan çocuklara bulunan “en etkili (!)” çözümlerden biri. Restoranlarda, evlerde sıklıkla karşılaştığımız bir tablo. Hatta öyle ki, teknolojik aletlerle yemeği eşleştirmiş olan bebekler/ çocukların sayısı azımsanmayacak kadar fazla. Amacımız, çocuğu bir nevi uyuşturup içine istediklerimizi sokmak değil, doğru bir beslenme alışkanlığı kazandırıp “bilinçle” bunu benimseyebilmeleridir.

  • Keşfetmesine izin verelim

Özellikle 2 yaşından sonra özerkleşmeye başlayan çocuklar günlük aktivitelerini kendileri yapmak isterler. Anneler, yemek yeme ritüellerini olabildiğince hızlı ve temiz geçirme arzusunda olsalar da çocuklar için yemeği keşfetmek, kaşığına doldurmak, yapısına, sıcaklığına bakmak ilgi çekici olacaktır.

Paylaşmak güzeldir:
Yazan:

Psikolog

Scroll Up